SOSYAL MEDYADAN TAKİP EDİN

DİKKAT ÇEKEN HABERLER

MAKALELER

Anthem’den Aklımızda Kalanlar…

Online oyunlardan pek hoşlanmıyorum, güzel olan online oyunlardan ise hiç hoşlanmıyorum. Çünkü çoğu zaman bu oyunları oynamak eziyet haline dönüşüyor. Gelin biraz Anthem üzerine konuşalım.

Biraz sert girdim belki ama Anthem ile ilgili fikirlerimi en iyi özetleyen giriş sanıyorum ki bu cümleler oldu. Anthem ile ilgili hem sevgi hem de nefret dolu görüşlerimi paylaşmaya başlamadan önce 2 noktanın altını çizeyim.

Birincisi bu yazıyı Anthem’in kapalı demosu esnasındaki tecrübelerimden hareketle yazıyorum dolayısıyla oyunun hikayesi, içeriği, kendini tekrar edip etmemesi gibi şeylerden çok temel mekaniklerine odaklanacağız. ikincisi ise bu demo boyunca server ve bağlantı problemlerinden ötürü sinirlerim çok yıprandı.

Şimdi hazırsanız yavaş yavaş, öncelikle olumlu yanlarından başlayarak, oyun ile ilgili konuşmaya başlayalım.

Anthem çok güzel gözüken bir oyun. Hem birincil şahıs kamerasından gördüğümüz hub kısmı hem de görevlere çıktığımız çevreler sizi alıp oyunun atmosferine çekebiliyor. EA’in yayınladığı hemen hemen tüm oyunlar grafiksel olarak zaten belli bir çıtanın üzerinde ve Anthem de bu açıdan bir istisna değil. Ayrıca kafanızda bir soru işareti varsa şunu da ekleyeyim, Mass Effect Andromeda’nın sonradan düzeltilen korkunç karakter animasyonları Anthem’de karşımıza çıkmıyor. Andromeda’daki o facia niye yaşandı şu an emin değilim, ama yine de Bioware’i oyunu hemen çıkarması için sıkıştırmadığınızda böyle facialar yaşanmıyor işte diyerek EA’e laf sokma fırsatını kaçırmak da istemiyorum.

Bunun yanında karakter animasyonları, kontrolleri ve silahlı çatışmaları son derece akıcı ve konforlu. Bilhassa Javelin isimli zırhımız ile bir yerlere uçmak acayip keyifli. Bu zırhın uçma konusunda bir kapasitesi var, ısındığında yere inmek zorundasınız ancak herhangi bir su kütlesine yakın uçtuğunuzda bu ısınma duruyor ve bu yüzden bir tuşa basıp işaretlediğiniz yere otomatik gitmektense daha aktif biçimde dahil olduğunuz bir seyahat yöntemini kullanıyorsunuz. Uçmak keyifli olmasa hiç çekilmeyecek bir şey aslında bu, ama son derece keyifli olduğu için oyun tasarımı açısından benden artı puanı almayı başarıyor.

Seyahat haricinde savaşlarda da zırhımızın havada süzülme mekaniğini kullanarak çatışma esnasında mobilitemizi yüksek biçimde kullanıyoruz ki bana kalırsa pek çok açıdan Destiny’i andıran Anthem’e gelen en net değişikliklerden biri bu. Şimdi birden bire Destiny’i anmam sizi şaşırtmasın, oyunu takip eden herkesin sıkça dile getirdiği bir konu bu benzerlik. Ama demo itibariyle Anthem’in tamamen nasıl bir tecrübe olacağına hakim olmadığım için şimdilik bu benzerliğin üzerine çok da gitmeyeceğim.

Anthem’de görevlere çıkarken “Forge” ismi verilen silahlığımızdan 2 farklı silah, genelde kısa cooldownlara sahip yetenekler olarak kullandığımız bir saldırı cihazı, bir destek cihazı, bir bomba ve bir de canımızı, kalkanımızı ya da yakın saldırı gücümüzü etkileyen component adında bir upgrade seçiyoruz. Bu componentlar seviyemize göre 6 adete kadar yükselebiliyor. Özetle karakter özelleştirme açısından epey zengin bir oyun olacağını tahmin ediyorum. Bununla beraber bu seçeneklerin her birisi loot olarak düştüğü için ve görevlerin sonunda çok sayıda loot bulduğumuz için oyunun bir nevi “loot fest” olduğunu söylemek de mümkün. Bu da tam sürümün ciddi bir biçimde grinding içereceği izlenimini yaratıyor. Diablo, Borderlands ve türevi bol lootlu oyunlardan hoşlanan bir insan olarak bunu da oyunun artı hanesine yazmaktan hiç çekinmiyorum. Yeter ki yapması keyifli bolca görevi olsun…

Şimdi gelelim olumsuz yanına ve biraz da neden güzel olan online oyunlardan haz etmediğimi ve niçin eziyete dönüştüğünü konuşalım.

Şimdi bir kere kapalı demonun başladığı akşam yaklaşık 2 saat oynayıp bir kere bile herhangi bir görevi tamamlayamadım. Neden? Çünkü demo diye girdik ama belli ki bu daha çok bir beta ya da stres testi tadında bir denemeydi. Ertesi gün neyseki oyunun hikayesine dair olduğunu tahmin ettiğim görevleri oynayıp bitirebildim. Bir iki sefer kopsam da tekrar bağlanabildim arada ciddi lag takılmaları yaşadım ama bu problemler benim bağlantımdan mıydı yoksa serverlardan kaynaklı mıydı pek bilemiyorum. Yine de kabul edilebilir seviyedeydiler.

Özetle şunları söylemek istiyorum. Zaten stabil bir internet bağlantısına sahip değiliz. İnternetimizin iyi olduğu saatlerde de server problemleri yaşama ihtimali, bütün bir akşamımızı mahvedebiliyor söz konusu online oyunlar olunca. E durum buyken oyun keyfi nasıl eziyete dönüşmeyecek?

Hayır bir de şu anda oyunu gördükten ve BioWare’ın yapmaya çalıştığı şeyi anladıktan sonra “Bari tek başına oynamak isteyen insanlar için offline bir mod da olsaydı” da diyemiyorum. Çünkü her ne kadar tek başına oynamak isteyen insanları dışlamamaya çalışmış olsalar da gayet açık bir biçimde tamamen online ve co-op tecrübeye odaklanılmış. Demodaki Stronghold görevi ve zorluk seviyeleri itibariyle bunu gönül rahatlığıyla, tam sürümü görmeden de söyleyebilirim.

Tek başınıza tamamlayabileceğiniz görevleri de co-op biçimde yapmak çok daha avantajlı olduğu için “single player” deneyimini sunmaktan çok uzak bir oyun Anthem. Bu da aslında ayrı bir stres kaynağı oluyor benim gibi oyuncular için. Çünkü “hadi bir yarım saat oyun oynayayım” diyip girme olasılığınız epey azalıyor oyuna. Matchmaking aşamasında demo aşamasında ben pek beklememiş olsam da oyunun 3-4. ayında bu süre ne olur bilemezsiniz. Hadi diyelim bekleme süresi kısa, gelen oyuncunun tavrı da oynadığınız oyundan sizi soğutabiliyor. İyi oyuncu-kötü oyuncu meselesi değil bu. Demoda bile başıma geldi. Benden daha fazla oynadığını ve daha iyi bir noktada olduğunu levelinden anladığım oyuncu sırf ona ayak uyduramıyorsun diye hıyar gibi davranabiliyor. Hıyarın, hıyarlık etmesi Anthem’in kötü bir oyun olduğunu mu gösterir? Tabiki hayır, ama online bir oyun yaptığınız zaman otomatik olarak oyuncu tecrübesine eklenen şeyler bunlar. Dolayısıyla da ne kadar güzel bir oyun olursa olsun, böyle şeylerden ötürü stres olmaktansa güzel bir oyunu oynamamayı tercih edebilirim.

Zaten işten güçten ötürü kısıtlı olan oyun oynama süremi, nasıl zaman geçireceğimi bilmediğim bir oyun ile riske etmek bu açıdan baktığımda bana mantıklı gelmiyor.

Sözün özü şu ki, Anthem iyi olma potansiyeline fazlasıyla sahip bir oyun. Demoda gördüğümüz temelde sahip olduğu özellikleri bile onu fazlasıyla keyifli bir oyun haline getirebilir. Ama oyun sektörünün genel olarak online ve co-op konusundaki ısrarı benim gibi pek çok oyuncu için Anthem’i şöyle bir bakıp geçilecek bir oyun haline getiriyor. Belki de benim gibi düşünen azınlıktadır bu yüzden oyun sektörünün çok da umrunda değildir. Ama içten içe de umuyorum ki yanılıyorumdur ve Anthem oynayıp büyük keyif alacağım bir oyun olur.

Enis Kirazoğlu
the authorEnis Kirazoğlu
2012'den beri sektörün içerisinde çalışmaya çalışan bir insanım. Hobilerim arasında hobilerim var.